Sakarya'da 69 Yıllık Kundura Zanaatı Tarihe Karışıyor: Abidin Uzun'un 10 Metrekarelik Hikayesi

Volkan Avcı
0
​10 Metrekarelik Dükkanda Bir Ömür: Sakarya'nın Son Kunduracısı

1957 yılı, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal yapısının hızla dönüştüğü, kırsaldan şehre göç dalgalarının henüz yeni yeni ivme kazandığı bir dönemdir. Bu kritik eşikte, Sakarya'da henüz ilkokul diplomasını aldığı gün tezgah başına geçen Abidin Uzun, çocuk yaşta ellerine aldığı çekiç ve biz ile bir ömrün temellerini atmıştır. O dönemin zorlu koşullarında okumak yerine bir zanaat sahibi olmak, hayatta kalmanın ve ayakları üzerinde durmanın en muteber yoluydu. Uzun, henüz oyun oynayacağı yaşlarda girdiği bu küçük atölyede sadece ayakkabı yapmayı değil; sabrı, emeğin kutsallığını ve dürüst ticaretin iradesini öğrendi. Sakarya'nın sokaklarında adımlanan onca yıl, bir şehrin değişimine ve dönüşümüne tanıklık ederken, Abidin Usta'nın tezgahı ve çizgisi hiç değişmedi.

10 Metrekarelik Dükkanda Yaşayan Bir Sanat Atölyesi

​Modern alışveriş merkezlerinin, devasa zincir mağazaların ve seri üretim fabrikalarının hüküm sürdüğü günümüz dünyasında, şehrin kalbinde varlığını sürdürmeye çalışan 10 metrekarelik bir dükkan adeta zamana meydan okuyor. Duvarları eski ahşap kalıplarla, deri kokusuyla ve yılların yorgunluğunu taşıyan paslı aletlerle çevrili bu mekan, Abidin Uzun için sadece bir ekmek teknesi değil, aynı zamanda yaşayan bir zanaat müzesidir. Metrekarelerin büyüklüğü değil, içeride üretilen değerin niteliği önemlidir ilkesiyle hareket eden usta, bu daracık alanda binlerce insanın ayağına özel, sağlığı ve konforu ön planda tutan ayakkabılar üretti. Her bir çift ayakkabı, onun ellerinde günlerce süren bir emeğin, dikkatin ve ustalığın somut birer kanıtı olarak sahiplerine ulaştı.

Çırak Yetişmemesi Zanaatın En Büyük Tehdidi

​Geleneksel zanaatların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı krizlerin başında, kuşkusuz arkadan gelen yeni neslin yetişmemesi yer alıyor. Günümüz gençliğinin masa başı işlere, dijital sektöre ve zahmetsiz kazanç sağlayan alanlara yönelmesi, kunduracılık gibi sabır, fiziksel emek ve göz nuru gerektiren meslekleri bitme noktasına getirmiştir. Abidin Uzun'un en büyük iç sızısı, arkasından bu mesleği devredecek, dükkanın kepengini açmaya devam edecek bir tek çırağın bile bulunmuyor olmasıdır. Yıllar boyunca yanına gelen çocuklara bu mesleğin inceliklerini öğretmek istemiş olsa da, ne aileler çocuklarının bu zorlu yola girmesini desteklemiş ne de yeni nesil bu mesleğin zahmetine katlanmak istemiştir. Çıraklık müessesesinin ölmesi, zanaatın köküne kibrit suyu döken en temel sosyolojik kırılma olarak kayıtlara geçmektedir.

Makineleşme Karşısında El Emeğinin Direnişi

​Sanayi devriminden bu yana makineler insan gücünün yerini hızla almaya devam ederken, ayakkabı sektöründe de bu devrim geleneksel üretimi adeta köşeye sıkıştırdı. Fabrikalarda dakikalar içinde üretilen binlerce standart model, el işçiliğiyle üretilen özgün modellerin pazar payını günden güne daralttı. Ancak seri üretim ayakkabılar ile Abidin Usta'nın diktiği ayakkabılar arasında yapısal ve kalitesel uçurumlar bulunmaktadır. Fabrika ürünleri ayak sağlığını tehdit eden sentetik malzemelerden üretilirken, zanaatkar işi ayakkabılar tamamen hakiki deri, nefes alan ve ayağın anatomik yapısına uyum sağlayan özel bileşenlerden oluşur. Makineleşme hızı ve ucuzluğu temsil ederken, el emeği sağlığı, dayanıklılığı ve ruhu temsil etmeyi sürdürmektedir.

"Biz Son Nesil Olarak Kaldık" Feryadının Arka Planı

​81 yaşındaki Abidin Uzun'un kurduğu cümleler, sadece bir bireyin kişisel sitemi değil, yüzyıllardır Anadolu topraklarında yaşayan köklü bir kültürel mirasın son çığlığıdır. "Biz son nesil olarak kaldık" tespiti, kendisinden sonra bu zanaatı devam ettirecek kimse kalmadığı gerçeğinin en acı itirafıdır. Yıllarını bu mesleğe adamış son ustaların aramızdan yavaş yavaş ayrılmasıyla birlikte, ayakkabı tamiri ve kişiye özel kunduracılık kültürü de tarih sayfalarındaki yerini almaya hazırlanıyor. Bu durum, sadece bir ticaret kolunun kapanması değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın, usta-çırak ilişkisinin ve zanaatkar kültürünün hayatımızdan tamamen silinmesi anlamına geliyor.

Geçmişin Kaliteli Malzemeleri ve Bugünkü Seri Üretim

​Eskiden ayakkabı satın alırken dikkat edilen kriterler ile bugün tüketim çılgınlığı çağında dikkat edilen kriterler taban tabana zıtlık göstermektedir. Abidin Uzun'un ilk çıraklık yıllarında kullanılan deriler, tabanlar ve yapıştırıcılar tamamen doğal, kimyasaldan uzak ve uzun ömürlü malzemelerden seçilirdi. Bir çift ayakkabı yıllarca giyilir, eskidiğinde ise atılmaz, tamir edilerek ömrü uzatılırdı. Günümüzde ise "kullan-at" kültürü her sektörü olduğu gibi ayakkabıcılığı da esir aldı. Ucuz plastik ve suni derilerden yapılan ürünler kısa sürede deforme olurken, tamir masrafı yeni bir ürün almaktan pahalı hale geldi. Bu ekonomik döngü, zanaatkarların işlevini yitirmesine zemin hazırladı.

Sakarya'nın Hafızasında Yaşayan Kaybolmaya Yüz Tutmuş Meslekler

​Şehirler sadece beton binalardan, asfalt yollardan ve kalabalık caddelerden ibaret değildir; onları şehir yapan içindeki insan hikayeleri, zanaatları ve sokakların taşıdığı kültürel dokulardır. Sakarya, tarihi boyunca pek çok göçü, kültürel harmanlanmayı ve ekonomik değişimi yaşamış bir kenttir. Abidin Uzun gibi ustalar, bu şehrin yaşayan hafızası konumundadır. Çarşı içindeki dar dükkanında sabahın erken saatlerinde kepenk açan usta, kentin geçmişteki çalışma kültürünü bugüne taşıyan son köprüdür. Bu köprünün yıkılması, Sakarya'nın yerel kimliğinden büyük ve telafisi imkansız bir parçanın eksilmesi demektir.

Zanaatkarın Gözünden Zanaatın Geleceği ve Umutsuzluk

​Geleceğe dair umutlarını tamamen yitirmediğini dile getirse de Abidin Uzun'un gözlerindeki hüzün, gerçekçi tablonun ne kadar net olduğunun göstergesidir. Zanaatın geleceği olmadığını, kendisinden sonra bu dükkanın kapanmaya mahkum olduğunu bildiği halde her sabah aynı heyecanla tezgahının başına geçmeye devam ediyor. Çünkü onun için ayakkabı dikmek sadece para kazanılan bir iş değil, hayatının bizzat öznesidir. Yeni nesillerin bu mirasa sahip çıkması için artık çok geç kalındığını belirten usta, zanaatın asıl değerinin ancak tamamen yok olduğunda anlaşılacağından derin bir endişe duyuyor.





ads banner


Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Kabul Et!) #days=(20)

Web sitemiz deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Kontrol Et
Ok, Go it!